Hep 'turna kuşu' motifli bir aksesuarım olsun istedim.
Çok saçma biliyorum. Kuş tamam da turna kuşu nasıl bir spesifikasyondur.
Ama hala istiyorum yani.
Benim depremle ilgili çok acayip olan ama acayip gelmeyen bir fotoğrafım var. Yani fotoğraf değil de 'screenshot' işte.
Bu google kişi bulucu programda tesadüfen gördüğüm bir "İLAN".



















Evet yanlış duymuyor yanlış görmüyorsunuz. İlan,afiş,reklam her ne derseniz.
Şimdi deprem vergileri nereye gidiyor,çadır neden yetmiyor diye düşünmeye gerek var mı?
Garip insanlarız. Bazıları ise sadece 'garip'.
telefonun sessiz modda olduğunda mesaj geldi mi diye dakikada bir telefona bakıyorum. sonra sıkılıp 'bari titreşime alayım' diyorum. dakikada bir mesaj gelmeye başlıyor. her şey telefonun moduna bağlıysa ben 'yüksek ses' olanı alayım canım.
Biliyorum bu fotoğrafsız yazıların çoğunun okunmadığını. En fazla 2 kişi okur.
Ama yazıyorum çünkü ben fotoğrafsız olanları daha samimi yazıyorum. Yazarken yaptığım tek şey arada boynumu kaşımak oluyor.
Fotoğrafı kaydet,yükle,yerleştir derdiyle bitirmeye çalışmıyorum yazıyı.
Ya yazı da denmiyor ha. Post yani ama türkçesi ne ki. Girdi mi diyeceğim.
Bu girdiyi girerken.. of hayır.
Matrak'ta Refika çalarken Nurşah'la eşlik etmeye çalışmamızı özledim. 
O dönem dama desenli bileklikler modaydı. Ve onlara dama desenli bileklik değil,damalı bileklik deniyordu.
şu 'koa hastası' insanların konuştuğu sağlık bakanlığı(bilerek küçük yazdım,itibar etmiyorum peh falan) reklamı var ya,
o beni sigaradan soğutmuyor. "Allah şifa versin amca" diyerek kanalı çeviriyorum.
ama gel gör ki "cilt kanseri" bir teyze çıksa mesela,bebek cildim böyle oldu falan,kesin soğurum.
reklamcı arkadaşlara 'duyurulmaz'.
şuan evde 6 kedi ve 2 insan var.
annemle oturduk bize mama vermelerini bekliyoruz.
arada miyavlıyoruz falan.
tuvalet eğitimimiz de tamam,içgüdüsel.
hala kendimizi yalayarak temizleyemiyoruz tabii ki. fizyolojimiz ters. kilo var.
öyle durumlar yani
ben bir ara erkeklerin iddia mevzusuyla ilgili bir gönderme yapmıştım ya
onu geri alıyorum.
çünkü bir daha yollayacağım.
bugün,
eğer ne konuda söz verebileceğimi bilsem söz verecek kadar buldum kendimi. evet kaybetmedim,buldum.
çünkü ben böyleydim.mutlu oldum hala ben'im diye.
ve omzumu öptüm.
ben her zaman her şeyi "buradan açınız" yazan yerden açtım.
market kasasında açılmayan poşetle de uğraşmadım hiç.
Anne demişken bugün dalga geçmek için anneme şu soruyu yönelttim;
"anne sence cadılar bayramı kostümüm ne olmalı?"
Ama asıl dalga tsunamiye dönerek geliyormuş meğerse;
"farklı bir şey istiyorsan cadı ol,nasıl olsa herkes farklı olmak adına işin özünü unutacak"

o tsunami şu da olabilirdi;
"cadı ol,çok uğraşman gerekmez"

ama olmadı. benimle değil sizinle dalga geçti.
HERO MOM!
19 Ekim'de 4.bölümü yayınlanan New Girl'ün an itibariyle hala altyazısı tamamlanmamış.
10 gün ya 10 gün. ben bile çevirirdim. senkronlardım da. ne var ki ben koskoca torrent kullanıyorum. anne bu ne?
Ama hakikaten her şey
"kutu kutu pense elmamı yerse içimdeki çocuk geriye dönse"
değil mi?
bence öyle.
2 gün önce Funny Games filmini izledim. (Her şeyi 2 gün önce yapmışım,tek zaman kavramım bu)
Öyle bir film ki bittiğinde 'of çok saçma' diyorsun. 20 dakika geçmeden 'yalnız o neydi ya başka bir filmde olsa bik bik' diyerek filme olan hayranlığını artırıyorsun. "Hayranlık artırmak",kendi işimi kendim görürüm (kiendim gibi okuyun kapalı e).
Öyle yani. Hayal kırıklığına uğratıyor ama anladığınız anlamda değil. Farklı bir kırılma durumu.
----------spoiler---------
şaka şaka.
----------spoiler---------
Şimdi bazı erkekler var. Ben hep gülüşlerine bakıyorum işte onların. Ozan Osmanpaşaoğlu mesela . Ya tamam çocuğun ismini 2 gün önce öğrendim. O benim için Türkan dizisinin Turgut'u. Güzel gülüyor falan. Ama güdük.
Yani güdük görünüyor gibi. Bazı erkekler öyle değil mi hani senden uzun mesela ama güdük. Öyle görünüyor değil ama öyle bir izlenim bırakıyor. Artı eksi bir durum yok bunu niye yazdım bilmiyorum,1.85 boyunda ve Turgut aşığı falan değilim. Sadece belki benim gibi düşünenler vardır diye söyledim. Varsa bana söylesin. Ben çok garip buluyorum bunu çünkü. Adam 1.80 ama 1.50 görünüyor düşünsene.
Eğer başıma bir şey gelmeyecek ve Levend Öktem bunu okumayacaksa "Harold Pinter,Shakespeare'i döver".
Saygılar. (okuma ihtimaline karşı)
Okuduğunu düşünsene ya.
Şu yazı rengini değiştirmek istiyorum artık. Siyah yapıyorum bu çıkıyor. Bak yine siyah yaptım ama bu çıktı. Anladın mı? Hala siyah ama o çıkacak yine.
Sertab Erener- İstanbul çalıyor şuan. Kafamda ise "kutu kutu pense elmamı yerse,içimdeki çocuk geriye dönse".
Az önceki kaydı yayınladıktan sonra gidip yüzümü yıkadım. Bluzumun kolları ıslandı yine. İsviçresiz bilim adamları olsun ve bu gibi şeylere çare bulsun istiyorum.
Yazmak istediğim ne çok şey varmış ya. Bu gece/sabah bunun için bir şeyler yapayım mı? Tamam o zaman şimdi bu kaydı yayınlamalıyım ki başlangıç yapmış olayım.
Şu sıkıntıları biraz olsun atlatabilmek ve uykusuzluğuma bir de sıkıntıyı eklememek adına New Girl izlemeye başladım.
Tamam Zooey büyük bir etkendi başlamama. Ama konusunda da bolca 'kız ve erkek olan arkadaşları' olunca izlemek istedim. An itibariyle yayınlanan son bölümünü de izledim. Ve ne düşünüyorum biliyor musunuz?
"ŞU LANET OLASI ALTYAZIYI BİR AN ÖNCE TAMAMLAYIN"
Oh evet,tam anlamıyla bayıldım. Zaten kendimi karakterlerle özdeşleştirmeyi çok severim. Ama hiçbir zaman bir 'başrol' oyuncusu olamadım. Taaaa kiii,New Girl izleyene kadar.
Koca bir popo,türlü şapşallıklar ve kakül. İlk 3 budur sanırım.
Ayrıca her zaman erkeklerle daha iyi anlaşan bir kız olarak garipsediğim hiçbir şey olmadı. Ha Türkiye'de,yeni tanıştığım 3 adamla aynı eve çıkar mıydım? Tabiki hayır. Ama 3 kişiyle aynı eve çıkacaksın deseler en az 2si erkek olur muhtemelen. Diğeri de Nurşah zaten ama o Eskişehir'de. 3.sü de erkek olabilir tamam.
Ne kadar konuştum ya neyse.
---Burda spoiler olmayan spoiler giriyorum---
Jess ve Nicholas arasındaki elektrik kaçmadı gözümden.
Ama iki adet 'aşk acısı' çeken arkadaşın ilişkisinin başka bir boyuta ulaşması zor,kırılgan,sancılı oluyor.
O yüzden muhtemel kavgalar beni şimdiden heyecanlandırıyor.
----------------------------------------------
Neyse şimdilik bu kadar zaten 3 bölümcük izledim.
 Peki ya mavi ve kırmızının bütünleşmesi. Adımı Jess yaparsam şaşırmayın.
Uykumu düzene sokabilmek adına dün erken yattım. Uyumak için tam 1345 tane turna kuşu origamisi yaptım. Koyun saymaktan daha kolay ve etkili.
Sabah 1 dilim ekmek ve 2 kibrit kutusu büyüklüğünde peynir yedim.
Hotmail hesabımdaki 645 maili sildim.
Sims2 'nin inmesine 'sonsuz' varmış. "kaldı" yazıyor valla. Artık ömür boyu inmeyecek bir dosyam var. 


Yazı karakteri değişti ya. Tam 6 dakikadır uğraşıyorum aman kalsın. Her boşluk bırakmada 
düzeltecek olsaydım teheey.


Ezberlemem gereken 2 sayfa Lady Macbeth tiradı var. Ve bunun yanında ezber yapmam 
gereken 'Kahvede Şenlik Var' tiradı ve Venedik Taciri 'Shylock' tiradı. Ve muhtemelen ben 46 saattir geçiştiriyorum bunları. 


Ne kadar aritmetik yaşadığımı farkettiniz mi? Fazlası eksiği yok. Her şey belli. 
Duygusu az,sayısını yaz. Bu da teması.




Ağzına vururum kadın. Gözünü oyarım. ÇÜNKÜ ÇOK KISKANIYORUM.
Ve beğendiğimi her yerde yazıyorum ki erkekler gelip bana 'Adriana var ya offf beee ne güzel kadın' diye üstelemesinler. BİLİYORUZ BE! Sen yinede beni beğen yani değil mi. HİÇ!
Saçlarıma çiçek takmak.. vazgeçtim saçlarıma çiçekler taksın istiyorum.
Dekan odasında Suat Hoca'yı görmek ve "iyiki geldiniz özlemiştik" demeyi istiyorum.