Bak şimdi ben şarkıyı sahipleneceğim sonra facebookta filan 1 ay sonra 'ayyy bak ne keşfettim' diye paylaşacaksınız yok yere kıskanacağım.
hadi iyi tarafıma denk geldiniz.
şaka şaka paylaşın tamam.
Animasyon filmindesiniz gibi tamam mı böyle bulutlar balonlar lunapark
Şuan farkettim ki ev dediğin aynı zamanda annenin 'kaddafiyle aynı çadırdaydık ailesi de vardı' ile başlayan rüyasını anlatma durumu da olabilir.
Ev dediğin yırtık pijama altı ve 4 beden büyük tişört aşkından ibarettir.
birinden hoşlanırsın ulaşır kaybedersin.
birini seversin zor ulaşır çabuk kaybedersin.
birine aşık olursun ulaşamazsın böylece kaybetmiş de olmazsın.
Hayat Dacia reklamında güzel dostlar lalalaylaylaylalay.
Yedi! (7)! izleyicim şerefine bir giveawayım var. HAHAHAHA ŞAKA BE.
ya çok takmış durumdayım moda bloglarının 'giveaway'ine. hadi ben post'a karşılık bulamadım diyelim. her postu (girdi,paylaşım vs uyanı koyun) bir de ingilizce yazıyorsunuz da hediye çekilişi yazmak mı zor geliyor a dostlar.
gözünüzü bootienizi stilettolarınızı ugglarınızı yiyeyim niye yapıyorsunuz canlarım böyle. 
bak benim bile elime koz verdiniz. ayıp değildir günah değildir ama çok sinir bozucudur bilesiniz.
Bir (1) kişi daha "Versace for H&M" postu (ya hala şuna alternatif kelime bulamadım ya daha ne diyim) yazarsa google'a girip hack team,şifre çalma,hackerlık adına araştırma yapacağım. yeter vallahi ya.
versace hm için tasarlamışmış. bana mı tasarlamış. alnımda hm yazıyor mu. hm için tasarladı diye sakız almak yerine ordan bir şeyler mi alacağım. ya bi akıl fikir allahım "chanel suyu" "versace mağaza kokusu" balonları filan satsam köşeyi dönerim. bak vallahi sinirliyim.






Bunu gördükten sonraki halimi youtube'da;
"ALLAAAAAAH DİYEN İBRETLİK ZEYNEP" olarak aratabilirsiniz.
Hah bu da sıvası olsun
suya dayanıklı her şey icat edildi de sana dayanıklı ben bir türlü yaratılamadı.






roller shoester.

Sanatımı konuşturmayı paintte sürdürmeye devam ediyorum sevgili 6 izleyicim. 
Ve merak ediyorsanız evet benim de sınavlarım var.
Ve merak etmediğinizi bile bile söylüyorum,evet çalışmıyorum.
Bazen kendi kendime şunu diyorum;
"Eğer birinin yanımda olmasını istesem o an işte tam bu an olurdu"
sonra "kendi kendime" zarfı dikkatimi çekiyor.
ve eğer bağırmazsam 'o an' ın hiçbir zaman olmayacağını anlıyorum.
olsun.
Şu aralar kendime yaptığım en hayırlı şey 'dik duruş korsesi' ya da adı her neyse ondan almak oldu.
Onu da Ezgi aldı zaten.
Kendime hayır işletecek bir hayırsever arıyorum.
gideceksen stratejisiz git.
bir anda.
gülümseme gibi,aniden.
Her şeye rağmen;

"Kaldırım taşlarının altında kumsal var"
Sonra yeni ilgi alanları bulunur.
Sonra yeni keşifler.
Sonra inanılmaz değişimler.
Sonra yine önce olur.
Sonra ne olacağını yazmama gerek var mı?
Şaşırırsam daha çok şaşıracağıma söz veriyorum.
NABER SÖZ VERDİM.
nasıl olsa olmayacak.
ayrıca isveçsiz bilim adamları yazmak yerine isviçresiz yazdığımı farkettim. ikisi de yok nasıl olsa. anlayın.
yine koyun saymak yerine origami yaparak uyumayı deneyeceğim. 
ikebana.sarılbana. şarkı olsa ya. 
iyi sabahlar. tünaydınlar. az önce tünaydınlar değil yünatdınlar yazdığımı farkettim. 
Hep 'turna kuşu' motifli bir aksesuarım olsun istedim.
Çok saçma biliyorum. Kuş tamam da turna kuşu nasıl bir spesifikasyondur.
Ama hala istiyorum yani.
Benim depremle ilgili çok acayip olan ama acayip gelmeyen bir fotoğrafım var. Yani fotoğraf değil de 'screenshot' işte.
Bu google kişi bulucu programda tesadüfen gördüğüm bir "İLAN".



















Evet yanlış duymuyor yanlış görmüyorsunuz. İlan,afiş,reklam her ne derseniz.
Şimdi deprem vergileri nereye gidiyor,çadır neden yetmiyor diye düşünmeye gerek var mı?
Garip insanlarız. Bazıları ise sadece 'garip'.
telefonun sessiz modda olduğunda mesaj geldi mi diye dakikada bir telefona bakıyorum. sonra sıkılıp 'bari titreşime alayım' diyorum. dakikada bir mesaj gelmeye başlıyor. her şey telefonun moduna bağlıysa ben 'yüksek ses' olanı alayım canım.
Biliyorum bu fotoğrafsız yazıların çoğunun okunmadığını. En fazla 2 kişi okur.
Ama yazıyorum çünkü ben fotoğrafsız olanları daha samimi yazıyorum. Yazarken yaptığım tek şey arada boynumu kaşımak oluyor.
Fotoğrafı kaydet,yükle,yerleştir derdiyle bitirmeye çalışmıyorum yazıyı.
Ya yazı da denmiyor ha. Post yani ama türkçesi ne ki. Girdi mi diyeceğim.
Bu girdiyi girerken.. of hayır.
Matrak'ta Refika çalarken Nurşah'la eşlik etmeye çalışmamızı özledim. 
O dönem dama desenli bileklikler modaydı. Ve onlara dama desenli bileklik değil,damalı bileklik deniyordu.
şu 'koa hastası' insanların konuştuğu sağlık bakanlığı(bilerek küçük yazdım,itibar etmiyorum peh falan) reklamı var ya,
o beni sigaradan soğutmuyor. "Allah şifa versin amca" diyerek kanalı çeviriyorum.
ama gel gör ki "cilt kanseri" bir teyze çıksa mesela,bebek cildim böyle oldu falan,kesin soğurum.
reklamcı arkadaşlara 'duyurulmaz'.
şuan evde 6 kedi ve 2 insan var.
annemle oturduk bize mama vermelerini bekliyoruz.
arada miyavlıyoruz falan.
tuvalet eğitimimiz de tamam,içgüdüsel.
hala kendimizi yalayarak temizleyemiyoruz tabii ki. fizyolojimiz ters. kilo var.
öyle durumlar yani